|
Altıma İşirem
Gullebi Turan'la Tilki Mevlüt çok içmişler. Sarhoş olmuşlar.
Bir duvarın dibine ikiside def'i hac-et etmek için yaslanmışlar.
Turan, Tilki Mevlüd'e demişki,
—Ola Mevlüt elimde bişe görirmisen, o da demişki;
—Yooooğ bişey oğlum demiş.
Turan derki,
—Eleyse yandım oğlum,altıma işirem!
--------------------------------------------------------------------
Palandöken gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Şener
anlatıyor:
Erzurum havaalanında yolcular uçağa binmişler. Kapılar kapanmış ve
hostes "Sayın yolcular" demiş:
— Lütfen kemerlerinizi bağlayınız.
Kimse bağlamamış. Hostes "durumu" pilota anlatmış. Pilot, mikrofonu
eline almış:
— Hele dadaşlar, kemerlerinizi bağlayın da havalanah.
Herkes bir anda kemerlerini bağlamış. Hostesin şaşkınlığını gören
pilot şöyle demiş:
— Erzurumlu, ganayahli (kadın) lafiyla iş yapmaz.
--------------------------------------------------------------------
Teyo yine bir gün heyecanla anlatmaktadır:
Rahmetli Atatürk, İsmet İnönü birde ben Suriye sınırına ava gettiğ,
elimizde mavzerler var, birde ne görim havada bir bölük durna dönüp
durir, hemen nişan aldığ ilkin Kemal Atatürk ateş etti, ama vuramadi,
sonra İnöni atdi oda vuramadi, ben elime mavzeri alıp ya Allah
Bismillah diyip tetige toğundum, birde bağdım bir bölik durna ayağımın
dibine düşti, hemen Kemal Atatürk yanıma gelip sırtımı sıvazladi "Aferim
Teyo eyi atıcıymışsan" dedi.
--------------------------------------------------------------------
Bir zamanlar yol vergisi vardı. Ya yol vergisi vereceksin ya da
yol işinde çalışacaksın. İki Tortumlu hem vergi verememiş hem de işten
kaçmışlardı ki yolda jandarmayla karşılaştılar.
-Dipkoçanızi verin bahim!
-Yohdur.
-Adın ne?
Tortumlu, arkadaşının gözlerine bakıp bir işaret verdi. Adlarını da
söylemezlerse kurtulacaklardı.
-Ola benüm adım neydi Memmed?
-Ben ne bülim Ehmed!
--------------------------------------------------------------------
İran'da şah devrilmiş Humeyni başa geçmiştir. Şahın yakın
korumalarından biri Türkiye’ye kaçar.
Gelir Erzurum'a Cumhuriyet caddesindeki bir otele yerleşir.
Ertesi gün 12 Mart'tır kar tipi soğuk ki maazallah donarsın.
Acem şaşırır kalır tedariksizdir, üzerinde yalnız bir ceket vardır.
Eski hükümet konağının önüne gelir ki bir şenlik bir bayram. Dadaşlar
oynuyor davullar çalıyor.
İranlı merak eder birini çevirip sorar;
“Eğeee siz neylersiz burda?”
Erzurumlu cevap verir;
“Bu gün bizim mutlu günümüz gardaş, Erzurum’u düşmandan
kurtardığımızın günüdür.”
Soğuk iliklerine kadar işleyen İranlı Dadaşa bakar ve der:
“Ay gardaş siz neye sevinirsiz ki bırahın da onlar sevinsin”
--------------------------------------------------------------------
Kongre caddesinde Hamza diye bir meczup vardır. Kahvelere su
taşır. Küllükleri yere döker sonra yerleri temizler. Çöpleri döker.
Kahvecilerde ona ekmek peynir sigara verirdi. Başka da bir şey almaz
zaten.
Bir gün kahve dolu. Hamza sobanın kenarında ısınmakta. İçeri bir
dilenci girer
-"Allah Rızası için bir sadaka. Ümmeti Muhammed bir sadaka" der.
Dilenci Hamza'ya yaklaştığında başını kaldırır:
- "Ola burda Ümmeti Muhammet yok. Burasi hep Tortumli. Sen yukarki
kahvelere bak."
--------------------------------------------------------------------
Erzurumlu avukat olmuş bir avukat hanımla evlenmiş
İstanbul'a yerleşmiş bir yazlık almış. Duymuş ki annesi romatizma
olmuş. Telefon açmış demiş ki:
—Ana cel bizim yazlıhta ayahların kuma sohah romatizmalaran ey gelir.
Annesi de demiş ki,
—Oğlum zeten bende İlicede üzme öğrendim,celim hem de üzerem.
Annesi İstanbul’a gitmiş plajda oğlu ile gelini üstlerini
değiştirirken,annesi hemen mayosunu giymiş denize girmiş.Oğlu birde ne
görsün annesinin mayosunun önünde ERZURUM ŞEKER FABRİKASI yazmaz mı?
Oğlu anasına derki,
—Ana ayıp, arkan dön, arka dön, der.
Kadıncağız hemen arkasını döner, döner de.Oğlu bir de ne görsün
arkasında da, kocaman puntolarla NET 50 KG
--------------------------------------------------------------------
|